Uyeler
Yelek giyen, yolda omuz omuza surenler. Karakter hikayesini okumak icin bir uyeye tikla.
29 Ekim 1994
Sisli ve puslu bir gecede, kasabada bir basima degil ama annemin tamamen yalnizligi icinde dunyaya geldim. Annem, esinin gorevde olmasi sebebiyle dogumu tek basina karsilamak zorunda kalmisti ve bu dogum son derece zorlu gecmisti. Aci icinde kivranirken sesini zar zor yan komsuya duyurabilmis ve yardim isteyebilmisti. Komsumuz, eski ebe olan Lusi Crown’di ve benim, yani Lucas Valdez’in dogumunun basarili bir sekilde sonuclanmasinda buyuk rol oynadi. Annemin kanamasi cok fazlaydi ve zor sartlar altinda beni de yanina alarak bir pickup’in arkasinda hastaneye yetistirildik. Saatler suren, yaklasik 5-6 saatlik bir operasyon sonucunda ben hayata tutunabildim ancak annem Anna Valdez hastaneye getirildiginde zaten her sey icin cok gecti. O gece babam Richard Valdez gorevden dondugunde harap olmus ve bitmis bir haldeydi; beni kucagina alarak hastaneden disari cikti. Annem hayattayken babama bir oglu olursa adinin Lucas olmasini istedigini soylerdi, babam da onun ruhunun huzur bulmasi icin bana bu ismi verdi. Daha sonrasinda bana Anson gobek adini verdi ve bu ismi sadece o ve ben biliyorduk.
18 Agustos 2003
Yaz aylarinin en sicak zamanlariydi; kasabanin kumlu sokaklarinda arkadaslarimla oynuyor, uzerimi basimi kirletiyor, cocuklugun verdigi o umursamaz mutlulugun icinde kayboluyordum. O sirada arkamdan bir kadin sesi duydum: “Lucas, yemek hazir! Hemen gel ve temizlen.” Bana seslenen kisi Lusi’ydi. Annemin olumunden sonra bana bakmaya devam etmis, beni kucuklugumden itibaren buyutmus ve okul kayitlarimi bile coktan yaptirmisti. Babam isi ve gorevleri geregi benimle ilgilenemedigi icin Lusi’yi ebeveynim olarak gostermis ve velayetimi ona vermisti. Lusi daha once bir kez evlenmis, cocugu olmadigi icin terk edilmis bir kadindi ama bana bir anne gibi yaklasir, beni oglu gibi severdi. Ben de onu cok sever, sozunden asla cikmazdim.
14 Nisan 2005
Artik 11 yasina gelmistim ve bu yas bazi seyleri fark edebilmek icin yeterliydi. Eskiden ayda bir gelen babam artik sadece telefonla aramakla yetiniyordu. Lusi ile bas basa kalmis, hayatimizi surdurmeye calisiyorduk. Icimde babama karsi buyuyen bir ofke ve kirginlik vardi cunku bizi yapayalniz birakmisti ve artik sadece birkac dakikalik telefon konusmalarina indirgenmis bir iliski kalmisti geriye. Lusi her ne kadar onun hakkinda kotu dusunmemem icin ugrassa da bu duygu zihnimin bir kosesine yerlesmisti. Zamanla Lusi’yi annem olarak gormeye basladim, ona “anne” diyordum ve geceleri onun sefkatli kucaginda uyuyarak kendimi guvende hissediyordum.